“Aradığınız abonemiz şu an namaz kılmaktadır. Az sonra tekrar arayınız.”
***** Peki, kıbleyi gösteren cep telefonu ne zaman çıkacak?
Ya da şöyle bir hizmet:
“Mesaj at, iki kontöre bulunduğun yere göre namaz vakitlerin cebine gelsin.”
(Vay vay , ne para kazanır telefon şirketleri!)
***** Ezan okunurken çalan bir müziği kapatmak için davranırız ya .. Halbuki ezan sesine duyarlı cd çalar, teyp gibi cihazlar olsa fena mı olurdu?
Fazla rahat iyi değildir diye mi düşünürsünüz.
***** Namaz vakti girdiğinde erken davranmak şöyle dursun, bazen vakit çıkana kadar dalıp gidiyoruz. Bizi gafletten kurtaracak bir program olsa bilgisayar da ya da cep telefonunda. Vakit girince çizgi bir karakter ekranda görünse ve “kurban namaz vakti” dese...
– Nüfus cüzdanı? – Buyrun! – Zart belgesi? – Burada! – Zurt belgesi? – O da zart belgesinin hemen altında, hepsi tamam. – Peki kan grubu kartı? – O da mı lazım? – Tabi, o olmadan ehliyet belgeleriniz tamamlanmış olamaz. Falanca yerdeki sağlık ocağına gidip beş dakikada alın gelin. Ehliyet kursundaki sekreter MSN’e yazı yazmaktan fırsat buldukça bana yapmam gerekenleri söylüyordu. Bütün belgelerim tamam, her şey iyi güzel de, şu kan grubu kartı olmasaydı daha iyi olacaktı. Birden gözümün önüne geçen seferki deneyimim geldi. Sağlık ocağındaki kız elinde iğne gibi bir şeyle “Beyefendi vallahi acımayacak, neden bu kadar zorluk çıkarıyosunuz?” diye dil döküp beni ikna etmeye çalışıyordu. Neyse.. Anıları tazeleyip cesaretimi kırmamalıyım. Hem ben kan grubumu biliyorum, sağlık ocağındakilere söylerim, yazarlar. Böyle düşüne düşüne sağlık ocağına varmıştım. İçeri girdiğimde selam verip sordum:
– Bana kan grubu kartı lazım, kan grubum 0 er-aş pozitif. Bana bi kart çıkarır mısınız? – Test yapmamız gerek beyefendi.. – Ama ben grubumu biliyorum işte, ne gerek var? – Hayır beyefendi, olmaz!
“Nasıl olmaz yahu, yalan mı söyleyeceğim?” diye düşünürken küçük odadan bir arkadaş çıktı. Parmağını tutuyordu. Belli ki o da aynı dertten muzdarip, hemen sordum:
– Geçmiş olsun kardeş, acıdı mı? – Yok, acımadı. Ufacık iğne bi şey yapmaz zaten. – İyi...
Adamla konuşup zaman kazanmaya çalışıyordum. Biz konuşurken odadan çıkan hemşire “Beyefendi sizin neyiniz vardı?” diye beni çağırdı, odaya girip “Kan grubu kartı almak istiyorum ben.” dedim. Kadın beni duyunca hemen jiletle iğne arası bir cismi kutusundan çıkararak parmağımı yakaladı.
– Bi’ saniye! dedim. Ben böyle şeyleri hiç sevmem, yani iğne falan... İçim bi hoş olur. – Ne olacakmış ki, anlamayacaksınız bile. – O zaman bi’ şey soracağım, o elinizdeki şeyi ben alsam da kendi parmağımı kendim delsem? – A aa, ne gerek var ki, ben hallederim! Görseniz nasıl da hevesli... Ben ise bir parmağıma, bir kadının elindeki cisme bakıp düşünüyorum. – Yok yok, siz halletmeyin, verin bana o elinizdekini, lavabonuz nerdeyse gidip kendi başıma halledeyim şu işi, dedim ve iğneyi elime alıp girdim lavaboya. Tabi iğneyle parmağımı deleceğimden değil, maksat sağıma soluma bakıp yolacak bi’ yara aramak. Yara bulursam işim kolay, soyarım kabuğunu çıkan kanı iğneye sürdüm mü tamam. Bir de numaradan parmağımı tutarım, benden iyisi yok. Ama bir dakika! Hiçbir yerimde sivrisinek ısırığı bile yok. Şimdi ne olacak?
Elimde iğneyle jilet arası o malzemeyle koridora çıktım. Geçmiş olsun, dedi hemşire. İyi de, geçmiş bitmiş bi’ durum yok ki. Ben parmağımı kesemedim, dedim. Tam kadının sinirlenmeye başladığını fark ettim ki yaklaşan doktorun sesini duydum: “Beyefendi verin şu elinizi!” diye söylene söylene geliyordu. Bir bu eksikti! Şimdi etrafımda bir doktor, bir hemşire bir de ne iş yaptığını kestiremediğim bir görevli teyze var ve hepsi resmen kana susamış gibi üzerime geliyor. Yandın oğlum serhat!..
“Ver elini, benim senin kadar oğlum var, o hiç korkmaz. Sen de korkma, bi’ şey olmaz..” diyordu doktor kolumdan çekmeye çalışırken. Bana ne sizin oğlunuzdan, demek istedim, fakat diğer yanımdan da görevli teyze, “Durun doktor hanım, bu sefer parmağı ben deleyim!” deyince şaşırıp vaz geçtim. Deli midir nedir, kadın kanımı almak için sırada bekliyor.
“Durun bi’ dakka, evde benim kan grubu kartım vardı, onu almaya gideceğim!” diyerek kaçar adımlarla çıktım sağlık ocağından. Doktor hanım arkamdan homurdanır gibi oldu ama ne yapayım? Kesici delici şeyleri sevmiyorum işte. Dışarı çıktım bir taksiye atlayıp eve gittim. Arkadaşım uyuyormuş, biraz kapıyı çaldıktan sonra açtı. Hemen odama dalıp eski cüzdanıma baktım. İşe girerken aldığım kart olsa olsa onun içindedir. Cüzdanı bulup kurcalamaya başladım, kullanılmamış bir tramvay bileti, indirim kartları, fotoğraflar, vergi kimlik kartı... ne ararsan var içinde, ama bizim kan grubu kartını bi’ türlü bulamıyorum. Sinirlensem mi, ufacık bi iğneden çekinip boşu boşuna eve geldiğime mi yansam bilemedim.
Birden, işe başlarken eski kan grubu kartını gerekli evrakların arasına koyduğumu hatırladım. Hemen evden çıkıp doğru şirkete geldim. Muhasebe servisindeki arkadaşlar sağolsun, evraklarımın arasından kan grubu kartımı çıkarıp verdiler. Nasıl sevindim anlatamam, şükür kavuşturana! Tam kartımı cüzdana koyup muhasebe servisinden çıkacaktım ki kapıdan insan kaynakları sorumlusu Zafer abi girdi.
– Oo Serhat hayırdır, bölümünü değiştirip muhasebeye mi geçtin? – Abi sorma, uzun hikâye. Tencerede okursun artık, diyerek ehliyet kursuna doğru yol aldım.
Postu deldirmekten kurtuldum da, sözüme itibar etmeyip ısrarla beni delmek isteyenlere hâlâ bir anlam veremedim. Serhat ALBAMYA • 126. Sayı / TENCERE
Hafta sonu Ramazani DAHA FARKLI Yaşamak İçin Altınparktaydık bizim gibi dergimizin değerli büyükleride ordaydı ee tabi nede olsa "Hizmet Nimettir." Semerkand yayınlarının birbirinden değerli kitapları standlardaydı ... İmsakiyemizi aldık ayrıca çok güzel hazırlanmış cep İMSAKİYESİ namaz saatleri broşürüde vardı ... Tabi sadece bunlar yoktu parkta hep eski Ramazanlar diyenlere sesleniyorummmm ... Ramazani yaşarsanız simdide çok güzelllllllll.Mısırcı abim bizimle resim çektirmeyi çok istedi bizde onunla resmimiz olduğu için çok mutluyuz.Ayrıca mısırlarıda süper .. abicim inş bi yerde bu resimleri görürsün ... Veee Ramazanın vazgeçilmez kahramanları .. Onlar bir efsane inş bizden sonrada devam eder onların hikayeleri karşılklı atışmaları ... Aslında anlatılacak çok şey var sahura kadar kalmayı çok istedik ama malum büyükler herşeye izin vermiyorlar ... Şimdilik bu kadar imkanı olan herkes Altınparka uğrasın ... Ramazan bitmeden ..